İş hukuku, işçi hakları, çalışma koşulları, işçi ücretleri, işçi sendikaları ve işveren-işçi ilişkileri ile ilgili konuları inceleyen hukuk dalı. İş hukuku Kara Avrupası hukuk sistemlerine dahil ülkelerde genellikle milli iş kanunları ile düzenlenir. İş uyuşmazlıkları kural olarak iş mahkemelerinde görülmektedir. İş mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir.

Tarihçe

1800’lü yıllardan itibaren “Vahşi Kapitalizm” adı verilen bir üretim biçimi, ülkelerin kendi halklarını acımasızca çalıştırmalarına sebep olmuştur. Uzun çalışma saatleri, sosyal güvencenin olmayışı, hafta tatili de dahil olmak üzere tatillerin bulunmayışı, karın tokluğuna yetecek kadar verilen yevmiye ücretler, çalıştırmada yaş sınırı bulunmayışı belirleyici özellikleridir. Henüz İş hukuku oluşmamıştır. İşçi hakları neredeyse hiç yoktur. Vahşi Kapitalizme tepki olarak Sosyalizm ortaya çıkmıştır ve yayılmıştır. Doğu toplumlarını inceleyen ve bazılarında devlet mülkiyeti ve ortak çalışma kavramına rastlayan Karl Marx, bu uygulamaları teorik olarak geliştirmiş ve ilk defa “Das Kapital” (The Capital) adlı eserinde Sosyalizmin esaslarını ortaya koymuştur. Karl Marx’dan etkilenen pek çok düşünürün katkılarıyla Sosyalizm kavramı daha da çok rağbet görmüş ve 1917 yılında Vladimir Lenin önderliğinde Rusya’da bir devrim yapılarak(Sovyetler Birliği) kurulmuştur. Orta Asya’da pek çok devlet Sovyetler Birliği’ne katılmıştır. Bu dönemde pek çok ülkede sınıf bilincine ulaşan işçiler sendikalar kurarak haklarını aramışlar ve böylece Proletarya (İşçi sınıfı) doğmuştur. Ayrıca daha sonra Çin’de gerçekleşen bir devrim ile de Çin Halk Cumhuriyeti sosyalizme geçmiştir. Doğu Avrupa ülkeleri de sosyalist rejimler kurarak Doğu Blokunu oluşturmuşlardır. Bazı Uzak Asya ülkeleri ve Arap ülkeleri de yine sosyalizme geçmişlerdir. [Sosyalizm, üretici gücün insan emeği ve dolayısıyla toplum olduğu düşüncesinden yola çıkılarak oluşturulmuş bir sistemdir.] Bunun üzerine Sosyalizm tehlikesi karşısında Kapitalist ülkelerde çalışma hayatında işçi lehine ödünler verilmeye, çalışma saatleri azaltılmaya, hafta sonu tatilleri verilmeye, iş güvenceleri gerçekleştirilmeye başlanmıştır. 1929 Ekonomik Buhranı’nın ardından Kapitalist ülkelerde de devletçi bir model olmasa bile devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiği görüşü yaygınlaşmıştır. İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes devletin ekonomiye müdahalesinin yöntemlerini ve formüllerini geliştirmiştir. 1940’lı yıllardan sonra (çok geç bir tarihte) Avrupa’da “İş Hukuku” ortaya çıkmıştır. Günümüzde hemen her ülkede devlet az veya çok, bir biçimde pek çok alanda etkin ve etkili olmaktadır. Ve hatta ekonomi, ticaret ve üretime müdahale etmekte veya etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle günümüzde “Müdahaleci/Denetimli Kapitalizm” yaklaşımı değişik düzeylerde pek çok ülke tarafından benimsenmiştir. Devletler İş Hukuku ile işçi/ çalışan lehine olmak üzere çalışma hayatına müdahil olmaktadır.